Seneler önce "Aşkın Gücü" adında bir kitap okumuştum. Konusunu tam hatırlamıyorum ancak aklımda kalan tek şey kitabın bir yerinde geçen "İnandığınız şey hayatınız olur" cümlesi. Bu cümlenin doğru olduğunu okuduğum anda biliyordum ama bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu anlamam biraz zaman aldı...Şimdi görüyorum ki hepimiz, inancımızın yarattığı bir dünyada yaşıyoruz. Neye inanırsak inanalım seçimlerimiz ve çevremiz bu inanca göre şekilleniyor...İnancımızın izin verdiğini yapıyoruz..Peki bir şeye ne zaman inanırsınız? Bana göre inancı etkileyen üç şey var, yüreğin sesi, beynin sesi, dış dünyanın sesi (başta anne baba olmak üzere kapsama ve etki alanında olan herkes)...Üçünün arasındaki en tehlikeli ses dış dünyanın sesi, çünkü bu ses bizi yapamayacağımıza, birinin diğerinden üstün olduğuna, neyin doğru neyin yanlış olduğuna, nasıl yaşamamız gerektiğine inandıran ses...Bu ses o kadar tehlikeli ki bize ait olan yüreğin ve beynin sesini bile etki altına alabiliyor...O yüzden kendi adıma inandığım şeyleri sorguluyorum artık inancımın hangi sesten çıktığını bulmaya çalışıyorum...Ve yüreğimin sesini temel alıp üstüne beynimin sesini ekliyorum ve aralarda etkilerini hissettiğim kötü dış sesleri ayıklıyorum ve inancımın sesini oluştuyuroum...Bu ses bana korktuğum, uyuyamadığım gecelerde ninni; düşüp yaralandığımda ise kalkıp yeniden yürümemi, hayata tutunmam gerektiğini söylüyor...
Bana göre inanmak; puslu, karanlık, bir havada deniz feneri gibi limanınızın yolunu aydınlatır; tabii o limanda sizi nelerin beklediğini biliyorsanız...




