Son zamanlarda sürekli dinlediğim grup…
Her dinlediğimde bambaşka yerlere gidiyorum ve gittiğim yerdeki kahrolası bir ses bulunmak istediğim yerin içinde bulunduğum yer olmadığını yüzüme çekinmeden vuruyor. O küstah ses sonra kulağıma cam bir fanusun içinde hapsolduğumu fısıldıyor. Görmüyor musun diyor bana, fanusun içinde o kadar çok insan nefes alıyor ki sana temiz hava kalmıyor diyor, sonra yalvaran bir ses tonuyla boğulma diyor…Bu aralar o sesle uğraşıyorum, onu ikna etmeye çalışıyorum, gündelik dertleri anlatıp onları çözmeden çıkamayacağımı söylüyorum, kanmıyor inanmıyor bana. Çıkmalısın, kaçmalısın bu renkli kalabalık fanusun içinden diyor. Ben de kaçış planımı düşünüyorum küçük bir delik açıp kurtulsam mı yoksa camı kırıp herkesin temiz hava almasını mı sağlasam? Ama sonra diyorum ki eğer ben kurtulur camın diğer tarafındaki hayatı onlara gösterirsem beni takip ederler…Nasıl inandıracağımı düşünüyorum, gözünü, aklını, kalbini kapatan insanların içine nasıl sızarım diyorum, sonra Bajar’ı düşünüyorum,onlar Nezbe diyorlar, ben onlara, gerçekliğime yaklaşıyorum ama bulunduğum ortamdan uzaklaşan beni nereye koyacağımı bilemiyorum ve yine cama çarpıyorum…




1 yorum:
fanus benzetmene bayıldım...
ben aslında bu fanusun çatlakları olduğuna gönülden inanıyorum. bajar, şiir, resim, sanat vs. hep o çatlaklardan içeri sızıyor... ve bizim gibileri o azcık temiz hava bile çarpmaya yetiyor... belkide fanusu kıracak cesaretimiz de oradan geliyordur. çünkü artık yetinmek istemiyoruz...
Yorum Gönder